SoLuKsUz KaLmIş YüReKtE AşK YaŞaR Mı..?

Hakkımda

Her seçiş, Bir kaybediştir...!


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* müziklerim

Kategoriler

  • ** Ş!!rler!m**
  • Arkadaşlarım ve Yakınlarım
  • AsKın TariFi
  • AşK DoLu MekTupLaR
  • AşK DoLu ŞaRk!lAr
  • AşK Her YerDe
  • aşK KaRiKaTüRLeri
  • ReSiMlErLe DuYguLaR
  • SoNsUz AşklAr

  • Arkadaşlarım


    aŞkıN TaRiFi



    > Evinin seni içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin...
    > Sokaga fırlayacaksin...
    > Sokaklar da dar gelecek...
    > Tipki vücudunun yüregine dar geldigi gibi...
    > Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...
    > Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
    > küçüleceksin...
    > Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
    > "Önemli olan saglik."
    > "Yaşamak güzel."
    > "Boş
    ver, her şey unutulur."
    > Sen hiçbirini duymayacaksin...
    > Göz yaşlarindan etrafi göremez hale geleceksin...
    > Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek
    > isteyecek kadar çok seveceksin...
    > Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
    > "Ölüme çare bulundu" ya da "Yarin kiyamet kopacakmis" deseler basini
    > kaldirip Ne dedin?" diye sormayacaksin...
    > Yalniz kalmak isteyeceksin...
    > Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...
    > Ikisi de yetmeyecek...
    > Geçmişi düşüneceksin...
    > Neredeyse dakika dakika...
    > Ama kötüleri atlayarak...
    > Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin...
    > Gittigin yerlere gitmek...
    > Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
    > Ama bile bile yapacaksin...
    > Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksin...
    > Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için direneceksin...
    > Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....
    > Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
    > Herkesi ona benzetip...
    > Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
    > Hiçbir şey oyalamayacak seni...
    > Ilaçlara siginacaksin...
    > Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.
    > Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
    > Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...
    > Bogazin dügümlenecek, dinleyemeyeceksin...
    > Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
    > Sabahi iple çekeceksin...
    > Bazen de "Hiç günes dogmasa" diyeceksin...
    > Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
    > Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
    > Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çikana sarilmak isteyeceksin
    > ...
    > Nafile...
    > Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
    > Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin...
    > Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin...
    > Telefonun çalmasini bekleyeceksin...
    > Aramayacagini bile bile...
    > Her çaldiginda yüregin agzina gelecek...
    > Aglamakli konuşacaksin arayanlarla...
    > Yüregin burkulacak...
    > Canin yanacak...
    > Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
    > Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
    > Onun sesini bir kez daha duymak için yanip tutuşacaksin...
    > Defalarca aradigi günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret
    > edeceksin...
    > Yasadigin şehri terk etmek isteyeceksin...
    > Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerleşmek...
    > Ama bir umut...
    > Onunla bir gün bir yerde karsilasma umudu...
    > Bu umut seni gitmekten alikoyacak...
    > Gel gitler içinde yasayacaksin...
    > Buna yasamak denirse...
    >
    > ****
    > Razi misin bütün bunlara...?
    > Hazir misin sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
    > O halde asik olabilirsin

    Tarih: , 27/7/2008 Kategori: AsKın TariFi
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    MuTLuLuĞu PaRa İle SatIn AlaBilirMisİniZ?



    Mutlu olmayı kim istemez ki? Bunun cevabı herhalde "herkes"tir. Ama her şeyin bir bedeli olduğu gibi, mutlu olmanın da bir bedeli var. Belki de hayatta ödediğimiz en ağır bedellerden biri olabilir. Bazı insanlar hayattan beklentilerini çok yüksek tutarlar. Zannederler ki bu yükseklik onların mutluluklarının seviyesini de arttıracak. Oysa ki mutluluğun fiyatı ya da seviyesi yoktur. Onu sahip olduğunuz bedene tattırabilirsiniz. Ama bedeniniz nankör davranacaktır. Oysaki ruhunuz mutluluğu anlayacak ve hayatınız boyunca hiç kaybetmeyeceğiniz bir yerde onu saklayacaktır. Eğer bir şeyi satın alamıyorsanız, ona paha biçilemiyor demektir. O zaman mutluluk sahip olabileceğimiz en yüce şeydir.

    Bazen yanı başımızda duran mutluluğa yüzümüzü ekşiterek bakarız hayatımız boyunca. Çünkü mutluluğun ne demek olduğunu anlamamışızdır. Oysa mutluluk, bazen basit bir tebessüme karşılık vermek, ya da "sağ ol be dostum" lafını kulaklarımızdan heyecanla içeri sokmaktır. Bazen mutluluk, sıra dışı zamanlarda içinde ilginç bir huzur hissetmek, bazen ise dünyayı karşına alıp mücadeleye girişmektir. Ya da eski arkadaşlarınla haylaz günleri hatırlamak ve özlemini içine gömüp hayata delicesine bağlanabilmektir.

     

    -Aslında mutluluk satın alınması çok kolay bir şeydir. Ama yanlış olan, insanların onu neyle satın almak istedikleridir. Eğer siz satın almak için doğru karşılığı verirseniz, mutluluğu çok ucuza hayatınıza katabilirsiniz. Unutmayın ki; arabalarla, milyarlarla, yatlarla, ünle ya da bunun gibi geçici şeylerle sağladığınız mutluluk, sizin sadece ileride sahip olduğunuz şeylerden çok daha değersiz gördüğünüz toprak olacak bedeninizi tatmin eder. Ne zaman ruhunuzun dışarı özgürce çıktığını hissedersiniz işte o zaman mutluluğu yakalarsınız. Ufak şeylerle kendinizi mutlu etmeye çalışın, çünkü gerçek mutluluk onların arasında gizli!


    Tarih: , 27/7/2008
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    *AşK*



    Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
    Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
    Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
    Dalga, seven - kıyı, sevilendir.
    Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
    Ve döner hep geriye
    Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
    Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
    İşte, ben de seni böyle severim yar.

    Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
    Bilirler görünmeyeceklerini...
    Sevilmeyeceklerini...
    Koklanmayacaklarını...
    Okşanmayacaklarını...
    Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle.
    Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
    İşte, ben de seni böyle beklerim yar.

    Yar, ipek böceğini bilir misin?
    Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
    Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
    Ama aşkına feda eder kendini.
    Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
    İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.

    Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
    Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
    Öyle zorludur ki ayrılmaları
    Verir meyvesini ağaç
    meyve tohum olur, tohum kök olur
    Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
    İşte bende böyle
    yar;
    Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak icin.


    Tarih: , 27/7/2008 Kategori: SoNsUz AşklAr
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    SonSuz aŞk**


                       

    İki sevgili sinemadan yeni çıkmış bir lokantaya girip yemek siparişlerinin gelmelerini beklerken sohbete dalmışlardı. O sırada yanlarında ki masaya yaşlı bir beyefendi oturmuştur. Garsondan yemeğini isteyen yaşlı adam, yemeğin gelmesini beklerken camdan dışarı bakıyordur bir yandan da genç sevgillileri süzüyordur. Yemekler gelmiştir her iki masanında ve yemeğe koyulmuşlardır genç sevgililer de yaşlı adam da. Saatler yavaşça geçiyordur genç sevgililer sohbet ederek yemeklerini yiyorlardır. Yaşlı adamsa bir yandan yemeğini yiyor bir yandan dışarı bakıyor bir yandan da genç sevgilileri süzerek onları dinliyordur.

    Zaman hızla geçerken yaşlı adam genç sevgililerden önce kalkıp gitmiştir. Genç sevgililer yemeklerini bitirmiş hala sohbet ediyorlardır ve gece olmuştur. Yaşlı adam ise sevgililerin buluştuğu kuğular parkına giderek bir banka yavaşça oturur. Hava hafiften esiyor ve adamın narin bedenini az da olsa sarsıyordur. Adam montuna sarılıyordur ara sıra. Yaşlı adam ağaçlardan düşen yaprakları izlerken geçmişe ait hatıralar arasında kaybolmaya başlar. Geçmişe ait ne yaşanmıştı ki!.. Güzel veya kötü binlerce anı arasından hatırlamak istediği neler vardı ya da?!. Ellerini paltosunun cebine sokarak kafasını öne eğdi ve düşünmeye devam etti.

    Yıllar önce bu parkta tek başına değildi. Canından çok sevdiği sevdalısı ile birlikte defalarca bulunmuştu. Şimdi ise bir gece vakti tek başına ve üstelik soğuk bir rüzgarın eşliğinde anılarını yeniden hatırlıyordu. Masallarda ki bir aşktı yaşadıkları. Güzel bir genç kız ve yakışıklı bir delikanlı. Yüzleri gibi içleri de temiz ve iyi olan bu gençler yakında evleneceklerdi. Planları buydu elbette. Kader de ne olacağı belli değildir. Seçtiğimiz seçimler doğrultusunda hayatı yönlendiririz tıpkı o gün gencin yaptığı gibi. Genç kız gelinliğini diktirmiş ve odasının en güzel yerine asarak devamlı ona bakıyordu. Düğüne bir kaç gün kalmıştı her şey hazırdı.

    İki genç gene kuğulu parka gelmiş ve mutlu mesut geziyorlar ve düğünden konuşuyorlardı. O gün bir hayatın bitişinin olacağını kim bilebilirdi ki. Delikanlı, kızı evine bırakır ve kendi evine doğru yola koyulur. Genç kız evdeki işlerini bitirdikten sonra günlüğüne o gün olanları yazmaya başlar. Sonra bir duş alıp yatmayı planlar. Banyoda saatlerce durur ve saatler sonra da bir ses çıkmaz kızdan. Sabah olduğunda işin aslı anlaşılır. Delikanlı evine gelir kızın, evde bir koşuşturma vardır. Ambulansın sirenlerini duyar ama ambulans çoktan evden uzaklaşmıştır. Çocuk ne olduğunu anlamaya çalışır.

    Herkese neler olduğunu sorar bir yandan sevdalısını aramaya koyulur. Hiç bir yerde yoktur sevdalısı sonra birinden kötü haberi alır. Çocuk bir yanda yıkılır yere sonra bu habere dayanamaz ve ayağa kalkıp hastaneye koşar. Görevlilerin müdahalesine rağmen sevdalısını görmeye çalışır ve bunu başarır da. Sevdalısının o canlı halinden artık eser yoktur. Sessizliğe boğulur her yer ve delikanlının gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Sevdiğini son kez öper ve onu geride bırakarak evine doğru yola koyulur yıkık bir halde. Sevdalısının naaşının defnedilmesinin üzerinden bir kaç hafta geçmiştir. Çocuk sevdalısına ait eşyalara bakmaya daha yeni yeni alışmaya başlamıştı. Kutuların arasında kızın günlüğünü bulur ve okumaya başlar tek tek. Sevinçleri, hüzünleri, acıları, sevdalısına ait olan her şeyi yaşar günlüğü okurken. Yavaş yavaş son sayfalara geldiğinde kendini kötü hissetmeye başlar. Hele ki son sayfayı okuyunca kendini bir an nefes alamıyormuş gibi hisseder.

    Günlükte yazan son sözler:
    Düğünüme 3 gün kaldı ve ben mutluluktan uçuyorum. Her şey çok güzel olacak biliyorum. En önemlisi sevdiğimle evleniyorum. Onunla mutlu bir hayatım olacağını biliyorum çünkü onu gerçekten çok seviyorum ve onun da beni sevdiğini biliyorum. Sevmek çok güzel bir duygu. Aşkım Seni Seviyorum!!! Bunu okuyacaksın bir gün biliyorum. Belki benle belki benden gizlice :) Ama okurken şunu aklından hiç çıkarma sonsuza kadar seveceğim tek kişi sen olacaksın. Bu dünya da ve bundan sonra da ...

    Yıllar geçer delikanlı asla evlenmez. Yılların hatırasını bir bir hatırlayan yaşlı adamın üstüne yine yılların hüznü bürünür ve banktan kalkarak evinin yolunu tutar. Öyle ya ne de olsa sevdiği onunla birliktedir sonsuza dek. Sadece bedenlerin olduğu bir dünya değil burası. Gerçek eş ruhların birbirlerini bulabildikleri sevebildikleri aşık olabildikleri bir dünya. Sevdalılar er geç sonsuz bir mutlulukla yine birlikte olurlar. Yeter ki yaşadıkları gerçek aşk olsun.


    Tarih: , 27/7/2008 Kategori: SoNsUz AşklAr
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    su ve çiçek'in aşkı

        

    Günün birinde bir cicek ve su karsilasip arkadas olurlar.
    ilk önceleri güzel bir arkadaslik olarak devam eder birliktelikleri, tabi zaman lazimdir birbirlerini tanimak icin..
    Gel zaman git zaman cicek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan ici icine sigmaz artik ve anlarki su'ya asik olmustur...

    ilk kez asik olan cicek etrafa kokular sacar, "sirf senin hatirin icin ey su diye " ....
    Öyle zaman gelir ki, artik su da icinde cicege karsi birseyler hissetmeye baslamistir. zannederki cicege asiktir ama su da ilk defa asik oluyordur...

    Günler ve aylar birbirini kovalar ve cicek acaba "su beni seviyormu?" diye düsünmeye baslar.
    Cünkü su pek ilgilenmez cicekle.. halbuki cicek aliskin deyildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.. cicek su ya seni seviyorum der. su bende seni seviyorum der.
    Aradan zaman gecer ve cicek yine "seni seviyorum " der su bende der..
    Cicek sabirlidir bekler bekler bekler...
    Artik öyle bir duruma gelirki, cicek etrafa koku sacamaz ve son kez su ya "seni seviyorum" der. Su da ona soyledimya bende seni seviyorum der..
    Ve gün gelir cicek yataklara düser. hastalanmistir cicek artik.. Rengi solmus cehresi sararmistir cicegin.. Yataklardadir artik cicek. Su da basinda bekler cicegin, yardimci olabilmek icin sevdigine..
    Bellidirki artik cicek ölecektir ve son kez zorlukla basini döndürerek cicek, su ya derki "seni ben gercekten cok seviyorum " cok huzunlenir su bu durum karsisinda ve son care olarak bir doktor cagirir nedir durum diye
    Doktor gelir ve muayene eder cicegi. Sonra soyle der doktor "hastanin durumu ümitsiz artik elimizden bisey gelmez "

    Su merak eder sevgilisinin ölümüne sebe olan hastalik nedir diye sorar doktora..
    Doktor söyle bir bakar su'ya ve derki.. " Cicegin bir hastaligi yok dostum.. bu cicek sadece susuz kalmis ölümü onun icindir der "

    ve anlamistir artik su sevgiliye sadece " seni seviyorum" demek yetmemektedir


    Tarih: , 26/7/2008 Kategori: AşK DoLu MekTupLaR
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->